telefon0242 311 44 33

Ölüm Korkusu Tanatofobi

Bireyin kendi ölümüne ya da sevdiklerinin ölümüne yönelik yoğun, sürekli ve işlevselliği bozan bir korku yaşamasıyla karakterize olan anksiyete durumuna “ölüm korkusu (tanatofobi) “ denir. Ölüm anlamına gelen “Thanatos” ve “phobos” korku anlamına gelen kelimelerin birleşiminden türemiştir. Ölüm düşüncesi insan yaşamının doğal bir parçası olmasına rağmen, tanatofobi bu düşüncenin aşırı kaygıya dönüşmesi ve bireyin kaçınma davranışlarıyla günlük hayatına devam etmekte zorlanmasına neden olur. Bu korku sadece “ölüm” düşüncesi için değil; hastalıklar, yaşlanma, beden belirtileri, hastaneler ya da cenaze gibi ölümü çağrıştıran uyaranlar için de genellenebilir.

Tanatofobi Belirtileri :

Ölüm korkusu hem psikolojik hem de fizyolojik olmak üzere bazı belirtilerle kendini gösterir.

Psikolojik belirtiler : Genellikle yoğun kaygı,düşünce düzeyinde takıntı ve duygusal regülasyon güçlüğü gibi psikolojik belirtiler etrafında şekillenir. Sürekli ölüm düşüncesi vardır. Birey istemese bile ölümle ilgili düşünceler tekrar tekrar zihnine gelir, bastırmakta zorlanır. Olayları felaketleştirme eğilimi görülür. Bedensel bir duyum yada günlük yaşanan bir olayda “ölüyorum”, “sonum geldi” gibi yorumlanır. Ayrıca ölüm düşüncesi ani kaygı patlamalarına ve panik ataklara yol açabilir. Kişide kontrol kaybına neden olabilir. Ölüm sonrası bilinmezlik, bilincin sonlanması gibi düşünceler yoğun rahatsızlık yaratır. Bireyin aşırı tetikte olmasına neden olur. Sürekli kendi bedenini özellikle nefesini, kalp atışlarını kontrol etme gibi davranışlar gözlenebilir. Ölümü çağrıştıran konuşmalardan, haberlerden ve cenaze gibi törenlerden kaçınma davranışları görülür. Yaşamın anlamını sorgulama ve varoluşun amacına yönelik yoğun ve yorucu zihinsel uğraş hali vardır. Depresif duygulanım ve dissosiyatif deneyimler mevcuttur.

Fiziksel belirtiler : Ölüm korkusunda görülen fiziksel belirtiler genellikle anksiyete ve panik tepkilerine eşlik eder. Kalp çarpıntısı, nefes darlığı, göğüs sıkışması, baş dönmesi, sersemlik, terleme, titreme, kaslarda gerginlik hissi, mide- bağırsak rahatsızlıkları, sıcak-soğuk basması ve uyku bozuklukları görülür. Bu belirtiler gerçek fiziksel rahatsızlıklarla karışabilir. Ancak ölüm korkusu yaşayan bireylere yapılan tıbbi tetkiklerde açıklayıcı bir bulguya rastlanmaz. Genellikle kaygı arttığında fiziksel belirtiler şiddetlenir, dikkati başka bir noktaya kaydırınca hafifler.

Tanatofobi Nedenleri :

Aslında ölüm korkusu (tanatofobi) tek bir nedene bağlı değildir. Biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenlerin bir araya gelmesiyle birlikte tetiklenir.

1. Belirsizlik ve Kontrol Kaybı : Ölüm korkusunun en temel nedenlerinden biridir. Birey, kontrol edemediği ve öngöremediği durumları tehdit olarak algılama eğilimindedir. Ölüm biçimi ve sonrası kesin olmayan bir olgu olduğundan kişide yoğun belirsizlik duygusu yaratır ve kaygıyı tetikler. Hazırlıksız yakalanma, yarım kalma ve baş edememe düşünceleriyle ortaya çıkar. Bu düşünceler kişinin bedensel belirtilere odaklanmasına ve kaçınma davranışlarına yol açar.

2. Yok Olma ve Varoluşsal Kaygılar : Yok olma düşüncesiyle yüzleşmek ölüm korkusunun nedenlerindendir. Ölüm sadece fiziksel yaşamın sona ermesi değil, aynı zamanda bilincin ve var olma halinin de sonlanması olarak algılanır. Bu düşünce, kişide derin bir varoluşsal kaygı oluşturabilir. Varoluşsal kaygılar; yaşamın anlamı, amacı ve değeri üzerine sorgulamalar yapılmasıyla ortaya çıkar.

3. Travmatik Yaşantılar : Yakın birisinin ölümü, ağır hastalıklar, kazalar ya da ölümle yüz yüze gelinen olaylar kişinin ölüm algısını negatif etkiler. Bu tür travmalar, ölümle ilgili düşüncelerin zihinde sürekli yer etmesine neden olur.

4. Anksiyete ve Panik Bozukluklar: Tanatofobi çoğunlukla altta yatan bir anksiyete bozukluğunun dışavurumudur. Ölüm korkusu kişinin genel kaygı düzeyinin en yoğunlaştığı halidir.Ayrıca panik atak sırasında ortaya çıkan bazı bedensel belirtiler ölümle ilişkilendirilir. Kişi “kalp krizi geçiriyorum, şimdi öleceğim” gibi düşüncelere kapılır. Zamanla panik atağın kendisinden çok ölüm ihtimalinden korkmaya başlar. Sağlık anksiyetesi, bireyin bedenindeki en küçük değişikliği ciddi bir hastalık olarak algılamasıdır. Burada da asıl korku çoğunlukla hastalık değil, ölümdür. Sürekli doktora gitme ve tahlil yaptırma davranışlarıyla görülür. Yaygın anksiyete bozukluğunda ise, sürekli ve kontrol edilemeyen bir kaygı hali vardır. Ölüm, sevdiklerini kaybetme ve ölebilme ihtimali ile ilgili düşünceler zihni sıkça meşgul eder. Kişi “ya olursa” senaryolarından dolayı ölümle ilgili olasılıkları abartır. OKB’ de ölümle ilgili düşünceler obsesyon olarak ortaya çıkar. Kişi bu düşünceyi etkisiz hale getirebilmek için dua etme, kaçınma ya da kontrol etmek gibi kompulsiyonlar geliştirir. Genellikle “bu düşünce aklıma geldiyse kesin bir şey olur” gibi bir düşünce geliştirmesine neden olur.

5. Dini İnanç Temelli Faktörler : Ölümden sonraki yaşamla ilgili belirsizlik düşünceleri bazı kişilerde korkuyu artırabilir. İnanç sistemi çoğunlukla kişiye güven de verir, fakat suçluluk ve yetersizlik duyguları buna eşlik ettiğinde ölüm korkusunu tetikleyebilir.

6. Çocukluk Deneyimleri : Çocukluk döneminde yaşanan kayıplar, ölümle ilgili korkutucu anlatımlar ve güvensiz bağlanma deneyimleri yetişkinlik dönemindeki ölüm korkusuna zemin hazırlar. Bu dönemde oluşan şemalar, bilinçdışı düzeyde etkisini sürdürebilir.

Ölüm Korkusu ile Baş Edebilmek İçin Neler Yapılabilir :

Her birey zaman zaman ölüm korkusu yaşayabilir. Fakat önemli olan yaşanan bu korkunun şiddetidir. Ölüm korkusuyla baş edebilmede amaç, ölümü yok saymak değil; ölüm düşüncesiyle tolere edilebilir bir ilişki kurabilmektir. Psikoeğitimle, ölüm korkusunun evrensel ve insani bir deneyim olduğu öğretilir. Bireyin yaşadığı kaygının bedensel ve zihinsel mekanizmalarını anlaması amaçlanır. Kaygının tehlike değil, yanlış alarm olduğu farkındalığı kazandırılır. Bilişsel Davranışçı terapi tekniği uygulanabilir. Bu teknikle, kişinin felaketleştirme düşüncelerini fark etmesi amaçlanır. “Şimdi öleceğim” gibi otomatik düşüncelerin yeniden yapılandırılması üzerine çalışılır. Bedensel duyumların ölümle eşleştirilmesinin çözülmesi amaçlanır. Bunun yanı sıra mindfulness ve kabul temelli yaklaşımlar da uygulanabilir. Ölüm düşüncesini bastırmak yerine kabul etmesi ve farkındalık geliştirmesi hedeflenir. Bireyin anda kalabilme becerisini geliştirmesi desteklenir. Nefes ve bedensel regülasyon teknikleri kullanılabilir. Diyafram nefesi, progresif kas gevşetme ve bedene odaklanma egzersizleri anksiyetenin fizyolojik döngüsünü kırmaya yardımcı olur. Varoluşçu yaklaşım, ölüm gerçeğini yaşamın anlamı ile birlikte ele alır. Değerler, anlam ve amaçlar üzerine çalışılır. Bu yaklaşımla, ölüm korkusunun yaşam motivasyonuna dönüştürülmesi amaçlanır. Ayrıca, kişinin yaşam tarzını düzenlemesi önemlidir. Düzenli bir uyku ve fiziksel aktivite, az kafein tüketilmesi ve uyarıcıların sınırlandırılması önerilir. Son olarak, ölüm korkusu bastırıldıkça güçlenen, üzerine çalışıldığında ise anlam kazanan bir kaygıdır. Etkili baş edebilme yöntemleriyle kişi, ölüm düşüncesiyle daha sakin ve dengeli bir ilişki kurabilir. Fakat şiddetli ve işlevselliği bozan durumlarda psikiyatrik destek alınması gereklidir.

Psikolog Funda Buharalı, Antalya Psikoterapi Merkezi, Psikiyatri Antalya.