Aldatılma Korkusu
Bireyin romantik ilişkisinde partnerinin sadakatsiz davranma ihtimaline karşı yoğun kaygı ve endişe yaşaması “ aldatılma korkusu” olarak adlandırılır. Bu durum çoğu zaman somut bir kanıta dayanmaz. Aldatılma korkusu, yoğun kaygılara neden olur. Çoğu zaman içsel süreçlerden beslenen bir durumdur.
Psikolojik Belirtileri :
Sürekli kaygı ve tetikte olma hali : Birey ilişkisinde olası bir tehdit varmış gibi sürekli uyanık ve endişeli hissedebilir.
Zihinsel meşguliyet : Partnerinin davranışları, sözleri ya da iletişim kurma biçimine aşırı anlamlar yükleme ya da üzerine düşünme gözlenir.
Güvensizlik duygusu : Somut bir kanıt olmasa da partnerin sadakatine yönelik şüphe duymaktır.
Terk edilme korkusu : Aldatılma ihtimalini yalnız kalacağı ya da sevilmeyeceği düşüncesiyle bağdaştırarak terk edilme korkusu gözlenir .
Değersizlik ve yetersizlik düşünceleri : Birey, aldatılmayı kendi eksikliğiyle ilişkilendirir.
Yoğun kıskançlık : Kıskançlık duygusunun ilişkide kontrol edilmesi güç bir hale gelmesidir.
Onay ve güvence arama isteğinin artması: Kişinin partnerine karşı sözlü ya da davranışsal olarak sevildiğine yönelik kanıt aramasıdır.
Duygusal dalgalanmalar :Kaygı, öfke, korku ve çaresizlik gibi duygular arasında hızlı geçişlerin yaşanmasıdır.
Yukarıda değinilen belirtiler süreklilik kazandığında, ilişkideki dengeyi olumsuz etkiler.
Aldatılma Korkusunun Nedenleri:
Aslında aldatılma korkusu tek bir nedene bağlı değildir. Çoğunlukla kişinin geçmiş yaşam deneyimleri, bağlanma örüntüleri ve kendilik algısının bir araya gelmesiyle şekillenir.
Geçmiş yaşam deneyimleri : Aldatılma korkusunun oluşumunda geçmiş yaşam deneyimleri önemli bir rol oynar. Diğer ilişkilerinde aldatılma, terk edilme ya da güven sarsıcı deneyimler yaşayan kişi, yeni başladığı ilişkilerde benzer durumların tekrar yaşanacağına dair beklenti geliştirebilir. Bu beklenti mevcut ilişkisinde somut bir tehdit olmasa da yoğun kaygı ve güvensizlik duygularını tetikleyebilir. İlişkideki belirsizlikler, ani kopuşlar ve duygusal anlamda yeterince görülmediğini hissetmek aldatılma duygusunu besleyebilir. Bu süreçte kişi, kendini koruma güdüsüyle aşırı kontrolcü davranma, mesafe koyma yada sürekli güvence arama gibi davranışlar sergileyebilir.Bu gibi stratejik davranışlar bireyin kaygısını hafifletiyor gibi görünse bile uzun vadede ilişkideki duygusal güveni zayıflatır.
Bağlanma örüntüleri : Bağlanma örüntüleri kişinin ilişkilerinde nasıl davrandığını anlamaya yardımcı olur. Çoğunlukla aldatma davranışı bireyin sadakatsizliği, ahlaksızlığı ya da karakter zayıflığıyla ilişkilendirilir. Oysa ki aldatma davranışı bireyin erken dönem bağlanma deneyimleri ve ilişkilerinde geliştirdiği bilinçdışı kalıplarla da ilişkilidir. 4 çeşit bağlanma stili vardır.
1.Güvenli bağlanma ve aldatma davranışı :Güvenli bağlanma örüntüsüne sahip bir birey, ilişkide yakınlık kurarken bağımsızlığını koruyabilir ve ilişkiyi tehdit eden durumlarla sağlıklı bir şekilde baş edebilir. Güvenli bağlanma stili, aldatma davranışını tamamen ortadan kaldırmaz. Bu bağlanma stiline sahip bireyler de aldatma davranışı sergileyebilir. Bir ilişkide duygusal ve fiziksel tatmin kaybolmuşsa ve ciddi sorunlar yaşanıyorsa aldatma davranışı görülebilir. Fakat güvenli bağlanma stiline sahip bir birey, çoğunlukla ilişkisi bu noktaya gelmeden onarma çabası içine girer. Bu bağlanma örüntüsü ilişkide açık iletişim kurabilme, duygusal sorumluluk ve sınırların farkında olma becerilerini güçlendirir. İlişki içinde birey ihtiyaçlarını dile getirme ve sorunları konuşarak çözme eğilimindedir. Bu durum kaçınma, gizlilik ve aldatma gibi davranışlara başvurma olasılığını azaltır. Aldatma davranışı çoğunlukla bireyin kendi duygusal ihtiyaçları, ilişkideki doyumu ve sorunlarla baş edebilme becerileriyle ilişkilidir. Güvenli bağlanmaya sahip bir birey, yaşadığı problemleri bastırmak yerine partneriyle paylaşmayı tercih eder. Bu durum aldatma davranışını besleyen gizli ve çözümlenememiş süreçlerin önüne geçer. Ayrıca güvenli bağlanma örüntüsüne sahip bir kişi, aldatıldığında da, bu durumu kendi yetersizliğiyle değil; ilişkinin dinamiğine bağdaştırır. Bu nedenle kişi, aldatılma sonrasında iyileşme ve sınır koyma süreçlerini daha sağlıklı yönetebilir. Güvenli bağlanma, ilişkilerde bireyin hem kendisiyle hem de partneriyle dürüst, tutarlı ve sorumluluk sahibi bir ilişki kurabilme kapasitesini destekler.
2.Kaygılı bağlanma ve aldatma davranışı : Kaygılı bağlanma stiline sahip bir birey, ilişkilerinde onay ihtiyacı ve yoğun bir yakınlık bekler. Aynı zamanda da terk edilme ve kaybetme korkusunu yoğun yaşar. Bu durum, aldatılma ihtimalinin sürekli zihninde gündemde olmasından kaynaklanır. Partnerinin davranışındaki en küçük bir değişimi bile aldatılma ya da terk edilme tehdidi olarak algılayabilir. Örneğin, mesajlara geç dönülmesi, ilginin azalması ve iletişimdeki belirsizlikler gibi davranışlar güvensizlik duygularını tetikleyebilir. Bu nedenle kişi, sürekli bir güvence arama, kıskançlık ve kontrol etme davranışları gösterebilir. Kaygılı bağlanma stiline sahip bir birey aldatıldığında, “yeterli değilim” inancını benimser. Aldatılma sonrasında yaşanan duygusal tepkileri daha yoğun ve sarsıcı olabilir. Tam tersi durumunda ise, birey kendi ilişkisindeki kaygılarıyla başa çıkmakta zorlandığında aldatma davranışını bir onay alma, rahatlama ve ilişki içindeki değersizlik duygularını telafi etme çabası olarak kullanabilir. Ancak bu davranış, uzun vadede kaygıyı azaltmak yerine daha da artıran bir döngü haline gelir.
3.Kaçıngan bağlanma ve aldatma: Kaçıngan bağlanma stiline sahip bir kişi yakın ilişkilerinde duygusal mesafeyi koruma eğilimindedir. İlişkilerdeki yakınlık arttıkça bağımsızlığının tehdit altında olduğunu düşünebilir.Bu örüntüye sahip bir kişi, ihtiyaçlarını ifade etmekte ve duygusal olarak açılmakta zorlanabilir. Aldatma davranışı, bireyin ilişkide kendini sıkışmış hissettiğinde başvurduğu bir savunma mekanizmasıdır. Yakınlık korkusu, bağımsızlık ihtiyacı ve duygusal mesafe isteği sonucunda sadakatsizlik yaşayabilir. İlişkideki sorunları konuşmak yerine, görmezden gelirler. Kaçıngan bağlanma stiline sahip bir birey aldatıldığında, yaşanan durumu bastırmaya, küçümsemeye ve ilişkiyi hızla sonlandırmaya çalışabilir.
4.Korkulu-kaçıngan bağlanma ve aldatma : Korkulu-kaçıngan bağlanma stiline sahip bir kişi ilişkisinde hem güçlü bir yakınlık isterken hem de yoğun bir terk edilme korkusu yaşar. Bu ikili durum, ilişkide tutarsızlığa neden olur. Karşısındakine güvenmekte güçlük çeker.Çünkü reddedilme ve terk edilme ihtimalini sürekli düşünür.Aldatma davranışı, birey için hem bir kaçış hem de duygusal düzenleme aracı olabilir.Genellikle ilişkilerinde güvenli ve istikrarlı bir bağ kurmakta zorlanır.Duygularını rahatça ifade edebilmek yerine geri çekilme, ani kopuşlar ve çelişkili mesajlar verme eğiliminde olur.Korkulu-kaçıngan bağlanma stiline sahip bir birey aldatıldığında, yaşanan durumu derin bir incinme ve değersizlik hissiyle birlikte algılar.
Aldatma korkusunda kendilik algısının rolü : Kendilik algısı, bireyin kendisini nasıl değerlendirdiği ve ilişkide kendini ne kadar değerli hissettiğiyle ilişkilidir.Kişinin kendisine dair geliştirdiği algı, romantik ilişkilerde güven duygusunun temelini oluşturur. Olumsuz bir kendilik algısı, aldatma korkusunun gelişmesinde önemli bir rol oynar.Kendilik algısı zayıf olan birey, ilişkide kendini sevilmeye değer bulmadığı ve kolayca terk edilebileceği gibi inançlar geliştirir.Bu inançlar, bireyin ilişkide partnerinin davranışlarını tehdit olarak algılamasına ve aldatma ihtimalini sürekli gündemde tutmasına yol açar. Aldatma korkusu dışsal nedenlerden ziyade bireyin kendisine dair olumsuz değerlendirmelerinin bir sonucudur. Çoğunlukla partnerin ilişkideki ilgi kaybını kendi yetersizliği olarak algılama eğilimindedir. Bu algı, kişinin sürekli karşılaştırma yapmasına, onay ihtiyacı duymasına ve değersizlik duygularının artmasına neden olur.
Aldatılma Korkusunun İlişkiye Etkisi:
Aldatılma korkusu, çoğunlukla ilişkiyi koruma ya da kaybetmeme düşüncesiyle ortaya çıksa da, ilişki dinamiğine zarar veren bir durumdur. Birey sürekli tehdit algısı içinde olduğundan bu durum duygusal güveni zayıflatır. Sürekli bir sorgulama, şüphe ve savunma hali mevcuttur. Zamanla partner, anlaşılmadığını ya da haksız yere suçlandığını hissedebilir. Korkunun yoğun olduğu ilişkilerde duygusal yakınlık yerini kaygı ve kontrole bırakır. Aşırı kıskançlık ve sınır ihlalleri ilişkideki güven bağını zedeleyerek iletişimi olumsuz yönde etkiler. Duygular açıkça ifade edilmek yerine suçlama ve geri çekilme yoluyla ifade edilir. Yanlış anlaşılmalar giderek artar.
Aldatılma Korkusuyla Baş Etme:
Korkunuzu fark edin ve kabul edin :Bu korkuyla baş edebilmek için öncelikle bu korkuyu yok saymak ya da bastırmak değil; bu korkunun altında yatan duygusal ve bilişsel süreçleri anlamak gerekir. Hangi durumlarda ortaya çıkıyor bunu fark etmek önemlidir. Aslında korkuyu kabul etmek, bu duygunun gerçek olduğu anlamına gelmez. Birey yaşadığı korkunun ilişkisini yönetmesine izin vermek yerine, onun altında yatan ihtiyaçlarını fark edebilir.
Düşünceleriniz ile gerçeği ayırt edin: Varsayımlar ve kanıta dayalı gerçeklerler arasındaki farkı görebilmek kaygıyı azaltır. Aldatılma korkusundan muzdarip olan bir kişi, çoğunlukla yaşanan durumlardan çok, bu durumlara yüklenen anlamlardan beslenir. Zihin, belirsizlik karşısında varsayımlar üretmeye başlar. Bu da olası senaryoları gerçekmiş gibi değerlendirme eğilimine neden olur. Kendinize “ Bu düşünceyi destekleyen somut bir kanıt var mı?” “ Şu anda hissettiklerim bir duygu mu, yoksa doğrulanmış bir gerçek mi?” gibi sorgulamalarla otomatik düşüncelerinizin fark edilmesi sağlanabilir.
Duygularınızı açık bir dille ifade edin : Aldatılma korkusuyla baş edebilmek için duyguları açık bir dille ifade etmek çiftler arasındaki güven bağının güçlenmesini sağlar. Duygular ifade edilmediğinde dolaylı yollara başvurulur. Bu da ilişkideki yanlış anlamalara ve çatışmalara yol açar. Duygularınızı suçlayıcı ve kontrol edici bir ifade biçimi olan sen dili ile değil, bireyin duygularını ele alan ben dili ile ifade etmek güven bağını artırır. Örneğin; “Sen hep böylesin” gibi genelleyici ifadeler yerine, “ Bu durumda kendimi güvende hissetmiyorum” şeklinde konuşmak karşı tarafın savunmaya geçmesini azaltır.
Sürekli kontrol etme davranışlarınızı fark edin : Aldatılma korkusundan muzdarip olan bir kişi, kaygılarını azaltabilmek için farkında olmadan kontrol etme davranışlarına yönelebilir. Örneğin, telefonları kontrol etme, mesajları karıştırma, sosyal medya hesaplarını inceleme ve sürekli bir açıklama bekleme gibi davranışlar sergileyebilir. Bu davranışların fark edilmesi, bu döngüyü kırmanın ilk adımıdır. Birey kendi tepkilerini gözlemleyerek daha bilinçli bir şekilde davranabilir. “ Şu anda ne hissediyorum?” gibi cümlelerle kendi davranış ve düşüncelerinizi fark edebilirsiniz. Bu davranışları bir anda bırakmak mümkün değildir fakat kontrol ihtiyacı hissettiğinizde o davranışı ertelemeyi deneyebilirsiniz. Meditasyon ve rahatlama çalışmaları uygulamak kaygılarınızı azaltmaya yardımcı olacaktır.
Kendilik değerinizi güçlendirin : Bu korkuyla baş edebilmek için kendilik değerinizin güçlendirilmesi, dönüştürücü bir adım olacaktır. Kendilik değeri, bireyin kendi varlığını, özelliklerini ve ilişki içindeki yerini ne kadar değerli gördüğüyle ilişkilidir. Bu algı zayıf olduğunda, aldatılma ihtimali kişinin kendine yönelik olumsuz inançlarını da daha görünür hale getirebilir. Kendilik değeri düşük olan birey, ilişkideki değerini partnerinin ilgisinden, davranışlarından ve onayı üzerinden tanımlar. Bu durum yaşanan her belirsizliği tehdit olarak algılamaya neden olabilir. Bu noktada, bireyin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını ve duygularını daha net fark edebilmesi kendilik değerini güçlendirir.
Belirsizliğe tahammül becerisi geliştirin :Romantik ilişkiler zaman zaman belirsizlikler içerebilir. Aldatılma korkusundan muzdarip olan bir kişi için belirsizlik yoğun kaygı ve kontrol ihtiyacıdır. Burada belirsizliğe tahammül beceriniz arttıkça duygusal dengeyi koruyabilmenizde sağlanacaktır. İlişkideki her değişikliği tehdit olarak algılamayı bırakın. “ Bilmiyorum ama şu anda güvendeyim” düşüncesini tolere etmeye çalışarak kaygınızın şiddetini azaltabilirsiniz.
Profesyonel destek alın :Birey aldatılma korkusuyla baş edebilmekte zorlanıyor ve bu korku yoğun, karmaşık bir hale geldiyse profesyonel destek alınması gerekir. Bu korkunun altında yatan duygusal ve ilişkisel dinamikleri anlamak size güvenli bir alan sunacaktır. Bazı durumlarda aldatılma korkusu yalnızca bireysel değildir. İlişki dinamiğiyle de ilişkili olduğu için gerekli durumlarda çift terapisine başvurulabilir.
Psikolog Funda Buharalı, Psikoterapi Antalya, Antalya Psikoterapi.
