Psikolojik Tedavide Psikoterapi


psikolojik tedavide psikoterapiPsikoterapi nedir, psikoterapi ne işe yarar, psikoterapi tedavi eder mi, psikoterapi nasıl tedavi eder, psikoterapinin amaçları nelerdir, psikoterapi ilaç tedavisi yerine geçer mi, psikoterapi nasıl yapılır?

Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak bu yazımızda bu sorulara yanıt vermeye çalışacağız.

Öncelikle, psikoterapi nedir? sorusunu yanıtlayalım. Etkili bir psikolojik tedavi yöntemi olan psikoterapiyi, kısaca ruh iyileştirmesi olarak tanımlayabiliriz.

Psikoterapi bireyin kendiliğinin farkına varmasıdır. Bu kendilik ortaya çıktıkça, haberdar olmadığı birçok yönünü görecek, kendisiyle yüzleşecek, kendini kendisine objektif olarak aynalayacaktır.

Buzdağının altına inildikçe, birey derinlerdeki iç dünyasını keşfedecek, ne olduğunu, neden böyle düşündüğünü anlayacaktır.

Psikoterapi ile iç dünyasını kavrayan birey, değişime uğrayacak, doğru bildiği yanlışlarını unutacak, unuttuğu doğruları hatırlayacak, yani bir aydınlanma süreci yaşayacaktır. Gerçek kendiliğin farkındalığına varıldığı bu değişim, psikoterapi sürecidir. Kazanılan farkındalık psikoterapiyi en etkili psikolojik tedavi araçlarından biri haline getirmektedir.

Psikoterapi ne işe yarar? Psikoterapi neyi iyileştirir? Sorularında ilk akla gelen ruhsal sıkıntı ve psikiyatrik hastalıklar olsa da insan ilişkilerindeki zorluklar, arkadaş ve eş seçimlerimiz, kimlik karmaşaları, kimlik arayışları, ahlaki ikilemler, cinsel tercih ve sorunlar, aile dinamikleri gibi pek çok problem psikoterapi ihtiyacı doğurabilmektedir.

Hangi psikoterapi yöntemi kullanılırsa kullanılsın, tüm psikoterapi yöntemlerinde, psikoterapist danışanın içindeki iyileşme güçlerini harekete geçirir.

Psikoterapi, psikoterapist ile danışan arasında insan insana bir ilişkidir. Psikoterapi nasıl tedavi eder? sorusuna bir çok otör, iyileştirici unsurun bu doğrudan ilişkinin kendisi olduğu cevabını verir. Bir başkasının kendisini, acı ve sıkıntılarını kısmen de olsa anlayabileceğine dair duyulan inanç psikoterapide iyileştirici rol oynayabilmektedir.

Psikoterapist danışan ilişkisinde, terapist danışana empatik olmalı, koşulsuz olumlu saygı duymalı yani danışanın duygularını hasta gibi algılayıp yaşamaya çalışmalı ve onu yargılamadan olduğu gibi kabul ederek, kendini ifade etmesine izin vermelidir. Terapistin içsel yaşantısı ile danışana yönelik tutumları ne kadar uyum içinde olur, danışan da kendi iç dünyasını içtenlikle açarak, değişim getirecek yenilikleri almaya hazır olursa psikoterapi tedavi edici gücünü göstermiş olacaktır.

Psikoterapi elbette karşılıklı söyleşi, dert dinleme değildir. Danışana davranışları, bilişleri, duyguları, kişilik özellikleri, endişeleri, iletişimi, sorumlulukları, dürtüleri gibi psikolojik etkileşimlerinde daha arzu edilebilir değişimler, kazanımlar sağlanırken, psikolojik bilimlerin oturmuş ilkelerinden sapılmamalı, belli bir yapılandırılmış program izlenmelidir.

Bu arada Antalya psikiyatri ve psikoterapi merkezi olarak psikoterapiyi sadece bir dizi tekniğe indirgeyen mekanik yaklaşımlardan kesinlikle uzak duruyor, psikoterapinin insancıl özüne büyük önem veriyoruz. Beyni kimyasal reseptörlerden ibaret gören, ruhun karmaşık yapılarını bireyselleştiremeyen bir psikoterapi başarısız kalacaktır.

Danışanın anlaşılması, terapinin temelidir. Psikoterapist olarak danışanı ne kadar iyi anlarsak, onu kendisine o kadar iyi anlatabiliriz. Danışan yaşadığı ruhsal sıkıntısının temel kaynağının o yaşantı veya objeyle ilgili olmadığını anlayıp, kendi değerleriyle ilgili olduğunu kavradığında psikoterapi işe yaramış demektir.

Psikoterapi cesaret, çaba, inanç isteyen zorlu bir süreçtir. Nihayetinde tüm zedelenmişlikleriniz ve sizi var eden tüm gerçekle karşılaşacak ve yüzleşeceksiniz. Bunu başardığınız anda da kendinizle gerçek iletişime geçecek, dilediğiniz mutluluğa ulaşacaksınız.

Psikoterapinin sizi size kavuşturması dileklerimizle Antalya psikiyatri ve Antalya psikoterapi merkezi olarak yanınızdayız.

Psikoterapist Emine Filiz Uluhan.