Benlik, Kendilik Ve Nesne İlişkileri


Ergenlikte Cinsel GelişmeBenlik, kendilik ve nesne ilişkileri birbirinden keskin çizgilerle ayrılamayan kavramlardır.

Benlik, kendilik ve nesne ilişkileri birbirinden keskin çizgilerle ayrılamayan kavramlardır. Psikoterapinin anlaşılması bu üç kavramı iyi bilmeye bağlıdır.

Bazı ruh sağlığı uzmanları benliği ruhsal yapının temel ögesi olarak kabul edip, kendiliği benliğin içine alırken bazı uzmanlar ise benliği kendilik kapsamında değerlendirirler. Benlik ve kendilik kavramlarını ayrı ayrı kullanan ilk ruh bilimci Hartmann olmuştur. Üç kuramı da bilen ve sentezleyebilen terapistin görüş alanı genişler, tanı ve tedavide başarı şansı artar. Nesne ilişkileri kuramı ise ruhsal yapının alt katmanlarını ve iç dünyayı anlamayı kolaylaştırmıştır.

Kendilik tasarımları ile iç nesneler arasında bağlantı kurmak çağrışımlar, rüyalar, dil sürçmeleri ve eyleme vurumları açıklamakta büyük kolaylık sağlar.

Her kendilik tasarımı bir nesne tasarımıyla bağlantılıdır ve bu ilişkiye bireyin ruhsal dinamiklerinin belirlediği bir duygu eşlik eder. Yani nesne ile kendilik tasarımı arasında duygusal bir akım vardır. Duygular aynı zamanda ruhsal yapının bağlayıcı öğeleridir. Aşırı alınganlık ve aşırı duyarlılık güçsüz bir benliğin, suçluluk hisleri üstbenliğin, utanma ideal benliğin yansımalarıdır.

Nesne ilişkileri kuramı Kernberg tarafından oluşturulmuştur. Kernberg, doğum ile 1. Ay arasındaki süreyi ayrışmamış primer evre olarak tanımlar, bebek ile anne bir bütün gibidir. 2-6. Aylar arasında da kendilik henüz ayrışmamış, yapılanmamıştır. Doyurma, sevme, altını temizleme iyi nesne ve iyi kendiliği oluştururken, tersi durumda kötü nesne ve kötü kendilik söz konusudur. Nesne ve kendilik tasarımı bu dönemde ilkel ve bütüncüldür. İyi ve kötü dışında bir ayırım yapılamaz. 6. Aydan 3. Yaşın sonuna kadar olan evre ise kendilik ve nesnenin ayrıştığı dönemdir. Sağlıklı bir gelişmede nesnenin kendilikten ayrışarak, nesnenin iyi ve kötü yanlarının, artı ve eksileriyle bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekir. Bütünleşme bozukluğunda savunma amaçlı bölme mekanizması etkin olarak kullanılır. Burada “ya hep ya hiç” tarzı düşünme, bir şeyi “ak ya da kara” gibi iki zıt kutuptan birinde görme durumu söz konusudur. Her şey tek yanlı değerlendirilir.

3 yaşın sonundan itibaren başlayan ödipal evrede, libido ve saldırgan eğilimli kendilik tasarımları olgunlaşarak gelişmiş kendilik imgeleri halini alacaktır. Benlik, alt benlik ve üst benlik de bu aşamada olgunlaşmaya başlar.

Son aşamada ise iyi ve kötüler bir potada eritilerek bütünleşmiş olmalıdır. Bütünleşmenin sağlanmasında bilişsel yetilerin rolü büyüktür. Bölme savunma düzeneğinin işlemesi ve preödipal çatışmalar bütünleşmenin önündeki engellerdir. Bu evrede yavaş yavaş suçluluk duyguları,başkalarını anlama ve duygusal katılım da başlayacaktır.

Duygusal gücün gelişimi ilişkilerin derinleşmesine ve olgunlaşmasına neden olur. Artık kısmi ilişkilerden bütüncül olanlara, ikiliden üçlü ilişkilere, preödipalden ödipal evreye geçiş başlamıştır. Olgunlaşma sayesinde başkaları gerçekçi olarak algılanacaktır.

Nesne ilişkileri kuramı, kendiliğin nesnelerle yani başkalarıyla kurulan ilişkilerle oluştuğunu savunur. Bütünleşme sağlandıkça başkalarına yaklaşma, onları anlama, onlara katılma, onlarla eş duyum yapma, onları hoş tutma yetileri kazanılacak, derinlik ve süreklilik ile birlikte olgun sevgi oluşacaktır.

İyi- kötü nesne, kendilik tasarımları ve bunlara eşlik eden duyguların bütünleşmesi Kernberg’in nesne ilişkileri kuramının odak noktasıdır. Bütünleşme sayesinde insancıl değerlerimiz ortaya çıkmakta, başkalarını anlayabilen, onların acısını paylaşabilen, onları gereğinde avutabilen, seven ve sevilmeyi hakettiğinde inanan olgun sevgiye ulaşılmaktadır. Bu derinlik başkalarının etik değerlerini ülkülerini ve yüceltilmiş amaçlarını anlamamızı, onları yargılamadan değerlendirmemizi sağlamaktadır.

Bütünleşme sağlanmadığında temel duygular olgunlaşamaz, zıt duygular aynı potada eritilemez. Öfke ve sevgi, kin ve bağışlama, sevinç ve hüzün bütünleşemez. Kişilerin sık sık yakındığı boşluk ve anlamsızlık duyguları bunun eseridir. Yas ve acıya katlanamama, suçluluk duyguları bunun eseridir. Yas ve acıya katlanamama, suçluluk duyguları, ayrılıklar karşısında dağılma durumlarının altında bütünleşememe yatmaktadır. Panik bozukluğun bedensel duyumlarında ve borderline hastaların yakınmalarının temelinde bu vardır.

Psikiyatri Uzmanı Filiz Uluhan.
Psikoterapi Merkezi Antalya.
Antalya psikiyatri Merkezi.